in ,

Altıncı Kitlesel Yok Oluşun İlk Kurbanları Diğer İnsanlar mıydı?

Bu neandertal kafatasındaki kafa travması, eski dönemlerdeki şiddetin kanıtı olarak gösterilmektedir. (Credit: Smithsonian Ulusal Doğa Tarihi Müzesi / Smithsonian National Museum of Natural History)

300 bin yıl önce Dünya üzerinde 9 farklı insan türü yaşamaktaydı. Şu an ise yalnızca biri hayatta… Diğerlerini biz mi öldürdük?

Neandertaller, Homo neanderthalensis, Avrupa’nın soğuk bozkırlarına adapte olmuş bodur avcılardı. Bununla ilgili olarak, Denisova‘lar Asya’da, daha ilkel Homo erectus Endonezya’da, Homo rhodesiensis ise Orta Afrika’da yaşadı.

Bu türlerin yanlarında birkaç kısa, küçük-beyinli tür daha hayatta kaldı: Güney Afrika’da Homo naledi, Filipinler’de Homo luzonensis, Endonezya’da Homo floresiensis ve Çin’deki gizemli Alageyik Mağarası İnsanı (Eng: Red Deer Cave People).

Homo sapiens’teki kafatasının büyüklüğü ve şekli, Homo erectus dahil olmak üzere diğer insan benzeri türlere kıyasla belirgin farklılıklar gösterir. (Credit: Shutterstock)

10.000 yıl önce ise diğer tüm insan türleri ortadan kalkmıştır. Bu durum, yani diğer türlerin yok oluşu, kitlesel bir yok oluşu andırmaktadır ancak ortada belirgin bir çevresel felaket bulunmamaktadır. (Bknz: Volkanik püskürmeler, iklim değişikliği, astroid çarpması…)

Buna karşılık, yapılan çalışmalar bu canlıların nesillerinin tükenmesinin, 260 bin ila 350 bin yıl önce Güney Afrika’da evrimleşen yeni bir türün yayılmasından kaynaklandığını göstermektedir: Homo sapiens

Reklam

Modern insanların Afrika’dan yayılması, 40 bin yıldan uzun süren bir olay olan Buzul Çağı memelilerinin kaybolmasından yağmur ormanlarının yok edilmesine kadar uzanan günümüz uygarlığının sebep olduğu altıncı kitlesel yok oluşa neden olmuştur. Fakat diğer ‘insanlar’ ilk zayiatlar mıydı?

İnsanlık tarihi ve İnsanın evrimi (Credit: Nick Longrich – Çeviri: biyolojizm)

Hiç şüphesiz ki, eşimiz ve benzerimiz olmayan tehlikeli bir türüz -belki de en tehlikelisi. Nesillerinin tükenmesi için Tüylü Mamutları, Mammuthus primigenius, toprak tembellerini, Megatherium, ve Moa’ları, Dinornithiformes, avladık. Gezegenin arazi alanının yarısından fazlasını değiştirerek tarımı ve ormanları tahrip ettik. Gezegenin iklimini değiştirdik ama biz diğer insan toplulukları için en tehlikeliyiz, çünkü kaynaklar ve toprak için rekabet ediyoruz.

Tüylü Mamut, Mammuthus primigenius. Credit: Flying Puffin

Bosna, Ruanda, Irak, Darfur ve Myanmar’da yakın zamanda soykırım ve etnik arındırma/temizlik yapıldı. Dil veya araç kullanımı gibi soykırımda bulunma kapasitesi ve eğilimi tartışmasız, insan doğasının içsel, içgüdüsel bir parçasıdır. Erken Homo sapiens ‘in daha az bölgesel, daha az şiddetli, daha az hoşgörüsüz – daha az insan olduğunu düşünmek için çok az neden var.

Reklam

İyimserler, erken avcı-toplayıcıları barışçıl, soylu vahşiler olarak boyadılar ve doğamızın değil kültürümüzün şiddet yarattığını savundular. Ancak saha çalışmaları, tarihî ifadeler ve arkeoloji, ilkel kültürlerdeki savaşın yoğun, yaygın ve ölümcül olduğunu göstermektedir. Saldırı ve pusu gibi gerilla taktikleriyle birlikte kulüpler, mızraklar, baltalar ve yaylar gibi neolitik silahlar yıkıcı derecede etkiliydi. Şiddet, bu toplumlarda erkekler arasında önde gelen ölüm sebebiydi ve kişi bazında bakacak olursak; o dönemlerdeki savaşlar, 1. Dünya ve 2. Dünya savaşlarından çok daha yüksek zayiatlar gördü.

Eski kemikler ve eserler bu şiddetin eski olduğunu göstermektedir. Kuzey Amerika’dan gelen 9.000 yaşındaki Kennewick Adamı’nın pelvisine gömülü bir mızrak darbesi bulunmakta ve Kenya’daki 10.000 yıllık Nataruk bölgesi, en az 27 erkek, kadın ve çocuğun acımasız katliamını belgelemektedir.

Kennewick Adamı’nın, ölümünden 20 yıl önce pelvis kemiğine aldığı mızrak darbesi. (Credit: Grant Delin – Smithsonian Museum)

Diğer insan türlerinin çok daha barışçıl olması muhtemel değildir. Çünkü, erkek şempanzelerde işbirlikçi saldırganlığın varlığı, savaşın, insanların evrimini yendiğini göstermektedir. Neandertal iskeletleri savaşla tutarlı travma kalıplarını göstermektedir ancak karmaşık silahlar muhtemelen Homo sapiens‘e askeri bir avantaj sağlamıştır. İlk Homo sapiens cephaneliklerinde büyük olasılıkla, ciritler ve mızrak gibi atılan sopalar ve çomaklar vardı.

Karmaşık araçlar ve kültür, daha geniş bir yelpazedeki hayvanları ve bitkileri verimli bir şekilde hasat etmemize, daha büyük kabileleri beslememize ve türümüze popülasyonel sayılar açısından stratejik bir avantaj sağlamasına yardımcı olmaktaydı.

Nihai Silah

Ancak mağara resimleri, oymalar ve müzik aletleri çok daha tehlikeli bir şeye işaret etmektedir: soyut düşünce ve iletişim için sofistike bir kapasiteİşbirliği yapma, planlama, strateji yapma , manipüle etme ve aldatma yeteneği bizim nihai silahımız olabilir.

Reklam

Fosil kayıtlarının eksik olması, bu fikirleri test etmeyi zorlaştırmaktadır. Fosiller, nispeten eksiksiz bir arkeolojik bir kayıt olan tek olgudur ve bu olgular, bizlere ortaya çıkışımızdan birkaç bin yıl sonra neandertallerin kaybolduğunu göstermektedir. Bazı Avrasya halkındaki Neandertal DNA’sının izleri, soyu tükendikten sonra onların yerine geçmediğimizi kanıtladı. Biz kendi türümüzle tanıştık ve onlarla çiftleştik.

DNA’mız bizlere arkaik insanlarla başka karşılaşmalar da olduğunu söyler. Doğu Asya, Polinezya ve Avustralya’da yaşayan insan grupları, Denisova insanlarından onlara miras kalmış DNA’ya sahiptirler. Asya insanlarında, başka türlere ait DNA kalıntılarına da rastlanmaktadır. Bu kalıntıların çoğu Homo erectus ‘a aittir. Afrika’da yaşayan insanların genomları, başka bir arkaik türden DNA izleri göstermektedir. Bunun gibi diğer türlerle iç içe geçmiş olmamız, onların bizimle ancak karşılaştıktan sonra ortadan kaybolduğunu kanıtlar. Fakat atalarımız neden akrabalarını yok ederek neden kitlesel bir yok oluşa -belki de daha doğrusu kitlesel bir soykırıma- sebebiyet verir?

13 bin yıllık mızrak uçları, Colorado (Credit: Chip Clark, Smithsonian Institution)

Bu sorunun cevabı, nüfus artışında yatmaktadır. İnsanlar, bütün türler gibi ‘katlanarak’ olarak ürerler. Kontrolsüz olarak, tarihte her 25 yılda bir sayımızı ikiye katladık ve insanlar işbirlikçi avcılar haline dönüştüklerinde besin zincirinin en üst noktasına ulaşıldı ve ortada hiçbir insanı avlayabilecek hiçbir yırtıcı kalmamıştı. Bu sebeple, gecikmiş evliliğin ve çocuk ölümlerinin ötesinde küçük bir aile planlaması ve sayılarımız bir yırtıcı kontrolü altında olmadan insan popülasyonları, mevcut kaynakları sömürmeye başladılar.

Kuraklığın, sert geçen kışların veya gereğinden fazla hasat edilmiş olan kaynakların neden olduğu, popülasyonun daha da fazla büyümesi veya yiyecek kıtlığı kaçınılmaz olarak kabileler arasında, yiyecek ve yiyeceklerin toplandığı alanlarla ilgili anlaşmazlık ortaya çıkaracaktır. Bu sebeple savaş, belki de en önemli şey olan nüfus kontrolünün ‘tek’ yolu haline gelmiştir.

Diğer türlerin ortadan kaldırılması muhtemelen uygarlıklar tarafından uygulanan türden planlı, koordineli bir çaba değil, yıpratma savaşı olarak görülmekteydi. Nihai sonuç aynıydı. Modern insanlar, düşmanlarını yıpratıp ellerinden topraklarını alırlardı.

Yine de Neandertallerin nesillerinin tükenmesi çok uzun yıllar sürmüştür -belki de binlerce yıl. Bunun nedeni çiçek hastalığı, grip ve kızamık gibi salgın hastalıklar erken Homo sapiens ‘in rakiplerini mahvettiği için erken Homo sapiens ‘in sonraki uygarlıkları fethetme avantajlarından mahrum olmasından dolayıdır. Fakat Neandertaller bize karşı savaşı kaybederken, yine de bize karşı savaşmış ve birçok savaşı da kazanmış olmalılar.

Reklam

Bugün yıldızlara bakıyoruz ve evrende yalnız mıyız merak ediyoruz. Fantezi ve bilim kurguda, bizim gibi diğer akıllı türlerle tanışmanın nasıl olacağını merak ediyoruz, bu yazıdan sonra umarım gerçekten de ‘bizim’ gibi türlerle neden tanışmamamız gerektiğine bir açıklık getirmişizdir. Bir zamanlar bunları yaptığımızı düşünmek çok üzücü, ve bu insansıların çoğu bu nedenden dolayı artık aramızda değiller.